Çağdaş Psikodinamik Psikoterapi
Çağdaş psikodinamik psikoterapi (contemporary psychodynamic psychotherapy), psikanalitik kuramlardan gelişen ve günümüzde farklı kuramsal ve klinik gelişmeleri bünyesinde barındıran psikoterapi yaklaşımlarını tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Bilinçdışı süreçler, duygusal çatışmalar, savunmalar, kişinin kendisi ve başkalarıyla kurduğu ilişkiler, tekrar eden ilişki örüntüleri ve terapötik ilişki psikoterapi sürecinde önem taşıyabilir.
Buradaki “çağdaş” ifadesi yalnızca psikodinamik psikoterapinin günümüzde uygulanıyor olduğunu belirtmez. Psikanalitik düşüncenin zaman içerisinde geçirdiği kuramsal ve klinik gelişmeler, psikoterapide terapistin konumunun yeniden düşünülmesi ve terapötik ilişkinin giderek daha ayrıntılı biçimde ele alınması da çağdaş psikodinamik psikoterapinin gelişiminde etkili olmuştur.
Bu nedenle çağdaş psikodinamik psikoterapiyi klasik psikanalizin daha kısa veya daha az yoğun bir biçimi olarak tanımlamak yeterli değildir. Günümüzde psikodinamik olarak adlandırılan çalışmalar, ortak psikanalitik kökenlerine rağmen farklı kuramsal modellerden ve farklı teknik anlayışlardan yararlanabilir.
Çağdaş psikodinamik psikoterapide kişinin yalnızca geçmiş yaşantılarının açıklanması değil, bu yaşantıların bugünkü ilişkilerinde, kendisini ve başkalarını deneyimleme biçiminde ve terapi sırasında kurulan ilişkide nasıl ortaya çıktığı da önemlidir. Böylece psikoterapi, geçmiş hakkında bilgi edinmenin ötesinde, kişinin yaşantısının terapi sürecinde nasıl şekillendiğinin birlikte araştırıldığı bir çalışma alanı haline gelir.
Peki çağdaş psikodinamik psikoterapiyi diğer psikoterapi yaklaşımlarından ayıran başlıca özellikler nelerdir?
Çağdaş Psikodinamik Psikoterapinin Özellikleri
Çağdaş psikodinamik psikoterapi tek bir standart yöntem değildir. Bununla birlikte psikodinamik olarak adlandırılan farklı çalışma biçimlerinde bazı ortak özelliklerle karşılaşılır.
Bunların başında bilinçdışı süreçlere verilen önem gelir. Kişinin düşünceleri, duyguları ve davranışları yalnızca bilinçli olarak verdiği kararlar üzerinden değerlendirilmez. Kişinin farkında olmadığı çatışmaların, beklentilerin, korkuların ve ilişki örüntülerinin de yaşantısı üzerinde etkili olabileceği düşünülür.
Bir diğer önemli özellik tekrar eden örüntülere dikkat edilmesidir. Kişinin farklı ilişkilerde benzer güçlüklerle karşılaşması, belirli durumlarda tekrar tekrar benzer duygular yaşaması veya kendisini benzer ilişki konumlarında bulması psikoterapi içerisinde araştırılabilir. Amaç bu tekrarları önceden hazırlanmış bir açıklamanın içerisine yerleştirmek değil, kişinin kendi yaşantısı içerisinde nasıl ortaya çıktıklarını anlamaktır.
Savunmalar da psikodinamik çalışmanın önemli kavramlarından biridir. Kişinin güçlük veren duygu, düşünce ve çatışmalarla başa çıkma biçimleri yalnızca ortadan kaldırılması gereken davranışlar olarak değil, kişinin ruhsal yaşantısı içerisindeki işlevleriyle birlikte ele alınır.
Çağdaş psikodinamik psikoterapinin önemli özelliklerinden biri de terapötik ilişkiye verdiği önemdir. Terapist ile danışan arasında gelişen ilişki yalnızca psikoterapinin gerçekleşmesini sağlayan bir ortam değildir; kişinin ilişki kurma biçimlerinin anlaşılabileceği psikoterapi sürecinin bir parçası haline de gelebilir. Aktarım ve karşıaktarım gibi kavramlar bu ilişkinin anlaşılmasında kullanılabilir.
Bununla birlikte bu özelliklerin bulunması, bütün çağdaş psikodinamik psikoterapilerin aynı teknikle yürütüldüğü anlamına gelmez. Terapistin ne kadar etkin olduğu, yorumun ne ölçüde kullanıldığı, aktarımın nasıl ele alındığı veya destekleyici müdahalelerin ne kadar yer tuttuğu kullanılan psikodinamik çalışma biçimine göre değişebilir.
Klasik Psikanalitik Yaklaşımlardan Nasıl Farklılaşır?
Çağdaş psikodinamik psikoterapi, psikanalitik kuramdan geliştiği için klasik psikanalitik yaklaşımlarla birçok temel kavramı paylaşır. Bilinçdışı süreçler, çatışmalar, savunmalar, geçmiş yaşantıların güncel ilişkilerdeki etkileri ve terapötik ilişkide ortaya çıkan örüntüler bu ortak kuramsal zeminin parçalarıdır. Bununla birlikte çağdaş psikodinamik psikoterapi, klasik psikanalitik tekniğin bütün özelliklerini aynen sürdürmek zorunda değildir.
Farklılaşmanın önemli alanlarından biri terapistin konumudur. Çağdaş psikodinamik çalışmalarda terapist yalnızca danışanın çağrışımlarını dinleyen ve bunları yorumlayan bir konumda düşünülmeyebilir. Soru sorma, açıklığa kavuşturma, bağlantılara dikkat çekme, yüzleştirme, yorumlama ve gerektiğinde destekleyici müdahalelerde bulunma psikoterapi sürecinin parçaları olabilir.
Benzer biçimde psikoterapinin yoğunluğu ve düzeni de klasik psikanalizle aynı olmak zorunda değildir. Çağdaş psikodinamik psikoterapi farklı seans sıklıklarıyla ve farklı sürelerle yürütülebilir. Bu nedenle divan kullanımı, belirli bir haftalık seans sayısı veya uzun süreli çalışma tek başına çağdaş psikodinamik psikoterapiyi tanımlayan ölçütler değildir.
Bir başka önemli gelişme, terapist ile danışan arasındaki ilişkinin nasıl düşünüldüğünde görülür. Bu dönüşüm yalnızca psikodinamik psikoterapiyle sınırlı değildir; çağdaş psikanaliz içerisinde de terapistin konumu, karşıaktarım ve terapötik ilişkinin niteliği önemli tartışma alanları haline gelmiştir. Terapistin psikoterapi sürecinin tamamen dışında kalan nötr bir gözlemci olduğu düşüncesi, çağdaş yaklaşımların tümü tarafından aynı biçimde benimsenmez. Terapistin de terapötik ilişkinin içerisinde bulunduğu ve bu ilişkinin iki kişi arasında geliştiği gerçeği daha fazla dikkate alınabilir. Ancak bunun nasıl kavramsallaştırıldığı farklı psikodinamik yaklaşımlar arasında değişir.
Dolayısıyla “çağdaş” (contemporary) sözcüğü, klasik psikanalizin bütünüyle terk edildiğini değil; psikanalitik kuram ve klinik deneyim içerisinde gelişen farklı düşüncelerin psikoterapi pratiğine dahil edildiğini ifade eder.
Bu kuramsal çeşitliliğin daha geniş psikanalitik ve psikodinamik alan içerisindeki yerini Psikanalitik ve Psikodinamik Yaklaşımlar sayfasında ayrıca ele alıyorum.
Bu gelişmelerin en görünür olduğu alanlardan biri, terapist ile danışan arasında kurulan terapötik ilişkidir.
Çağdaş Psikodinamik Psikoterapide Terapötik İlişki
Terapötik ilişki, çağdaş psikodinamik psikoterapinin temel çalışma alanlarından biridir. Danışan ile terapist arasındaki ilişki yalnızca konuşmanın gerçekleştiği güvenli bir ortam olarak değil, kişinin kendisini ve başkalarını nasıl deneyimlediğinin psikoterapi içerisinde anlaşılabileceği bir ilişki olarak da ele alınabilir.
Kişinin başka ilişkilerinde ortaya çıkan beklentileri, kaygıları, yakınlık ve mesafeye ilişkin deneyimleri veya tekrar eden ilişki biçimleri terapist ile kurduğu ilişkide de ortaya çıkabilir. Psikodinamik gelenekte bu sürecin anlaşılmasında aktarım kavramı önemli bir yere sahiptir.
Ancak çağdaş psikodinamik psikoterapide terapötik ilişki yalnızca danışanın geçmiş ilişkilerini terapiste tekrar etmesi şeklinde düşünülmez. Terapist ile danışan arasında o anda gelişen ilişkinin kendisi de dikkate alınabilir. Terapistin süreç içerisinde yaşadığı duygusal tepkiler ise karşıaktarım kavramı çerçevesinde düşünülebilir.
Aktarım ve karşıaktarımın nasıl ele alınacağı kullanılan psikodinamik yaklaşıma göre değişebilir. Her yaşantının aktarım olarak yorumlanması veya terapötik ilişkide gerçekleşen her şeyin geçmiş deneyimlerin tekrarı olarak açıklanması gerekmez.
Bu nedenle terapötik ilişki, çağdaş psikodinamik psikoterapide hem kişinin ilişki örüntülerinin anlaşılabileceği hem de psikoterapi sırasında ortaya çıkan yaşantının araştırılabileceği bir alan oluşturur. Aktarım, karşıaktarım ve terapötik ilişki kavramlarının her biri ise kendi başına daha ayrıntılı ele alınabilecek konulardır.
Çağdaş Psikodinamik Psikoterapide Terapist Ne Yapar?
Çağdaş psikodinamik psikoterapide terapist, danışanın anlattıklarını yalnızca olayların içeriği açısından dinlemez. Anlatının nasıl kurulduğuna, tekrar eden temalara, duygulanımdaki değişimlere, çelişkilere, bazı konuların kolay veya güç konuşulmasına ve farklı yaşantılar arasında ortaya çıkan bağlantılara da dikkat edebilir.
Terapist soru sorabilir, danışanın anlattıklarını açıklığa kavuşturabilir, tekrar eden bir örüntüye dikkat çekebilir veya danışanın henüz açık biçimde ifade etmediği bir bağlantıyı birlikte düşünmeye açabilir. Yorum, bu çalışma biçimlerinden biridir; ancak psikodinamik psikoterapi terapistin danışanın her davranışına bir anlam yüklediği kesintisiz bir yorumlama süreci değildir.
Terapistin etkinliği kullanılan psikodinamik yaklaşıma ve psikoterapi sürecine göre değişebilir. Bazı çalışmalarda yorum ve aktarım üzerinde daha fazla durulurken, bazılarında açıklığa kavuşturma veya destekleyici müdahaleler daha fazla yer tutabilir. Dolayısıyla terapistin sürekli sessiz kalması da sürekli konuşması da çağdaş psikodinamik psikoterapinin tanımlayıcı bir özelliği değildir.
Terapistin görevi ve sorumluluğu danışan adına doğru ilişkiyi, doğru yaşam biçimini veya ulaşılması gereken ideal bir kişilik yapısını belirlemek değildir. Psikodinamik çalışma daha çok kişinin kendi yaşantısını, çatışmalarını ve tekrar eden örüntülerini daha ayrıntılı biçimde araştırabileceği bir sürecin oluşturulmasına dayanır.
Peki bütün bunlar çağdaş psikodinamik psikoterapiyi, psikodinamik psikoterapiden ayrı bir terapi yöntemi haline getirir mi?
Çağdaş Psikodinamik Psikoterapi ile Psikodinamik Psikoterapi Aynı Şey Mi?
Çağdaş psikodinamik psikoterapi, psikodinamik psikoterapiden bütünüyle ayrı bir psikoterapi yöntemi değildir. “Çağdaş” ifadesi daha çok psikodinamik psikoterapinin günümüzdeki kuramsal ve klinik gelişmelerini vurgulamak için kullanılır.
Psikodinamik psikoterapinin temel kavramlarının önemli bir bölümü psikanalitik gelenekten gelir. Ancak bu gelenek zaman içerisinde değişmeden kalmamış; terapötik ilişki, aktarım ve karşıaktarım, benlik ve kişilerarası ilişkiler gibi alanlara ilişkin farklı kuramsal ve teknik anlayışlar gelişmiştir. Çağdaş psikodinamik psikoterapi ifadesi, bu gelişmelerin psikoterapi pratiğindeki karşılığını görünür hale getirebilir.
Bu nedenle iki terim arasında kesin bir yöntem sınırı çizmek yerine, “çağdaş psikodinamik psikoterapi” ifadesinin psikodinamik geleneğin günümüzdeki çoğul ve gelişmekte olan biçimlerine vurgu yaptığını söylemek daha isabetlidir. Psikodinamik psikoterapi teriminin farklı kullanımları ve psikanalitik psikoterapiyle ilişkisi ise Psikodinamik Psikoterapi Nedir? ve Psikanalitik Psikoterapi ve Psikodinamik Psikoterapi Arasında Fark Var mı? yazılarında daha ayrıntılı ele alınmıştır.
Çağdaş psikodinamik psikoterapi, psikanalitik düşüncenin tarih içerisinde geçirdiği kuramsal ve klinik gelişmelerden beslenen psikoterapi çalışmalarını ifade eder. Bilinçdışı süreçler, savunmalar, tekrar eden ilişki örüntüleri ve terapötik ilişki önemini korurken, bunların ele alınma biçimleri tek bir standart teknikle sınırlı değildir.
“Çağdaş” ifadesi bu açıdan yalnızca zamansal bir niteleme değildir. Psikodinamik psikoterapinin değişen kuramsal anlayışlarını, terapötik ilişkinin daha kapsamlı biçimde ele alınmasını ve farklı klinik çalışma biçimlerinin gelişmesini de işaret eder.
Bu nedenle çağdaş psikodinamik psikoterapiyi klasik psikanalizin basitleştirilmiş veya daha kısa bir biçimi olarak değil, psikanalitik kökenli psikoterapi düşüncesinin günümüzdeki gelişimlerinden biri olarak ele almak daha açıklayıcıdır.